Reklamı Kapat

Sıvı yüz gençleştirme ile yıllara meydan okuyun !

Her geçen gün estetik kaygılar, güzel görünme isteği, yaşlılık bulgularını gizleme ve daha genç görünme arzusu artmaya devam ediyor.Dr. Mesut Ayyıldız, kristal içerikli sıvı yüz gençleştirme konusunda bilgiler verdi.

Haber albümü için resme tıklayın

Kristal içerikli sıvı yüz gençleştirme nedir?

Bu dönemde en gündem işlemler arasında yer alan kristal dolgulu sıvı yüz gençleştirme yöntemi derideki kolajeni arttırmasıyla fark oluşturuyor. Cildimiz için son derece önemli olan kolajenin kalsiyum kristalleri sayesinde yeniden oluşumu desteklenir. 

Medikal Estetik Hekimi Dr. Mesut Ayyıldız sözlerine şöyle devam ediyor;


Kalsiyum hidroksiapatit içeriğinin okyanuslardaki derin deniz mercanlarından laboratuvar ortamında elde edilen yarı kalıcı özellik gösteren alerjenik olmayan biyo uyumlu bir dermal dolgu maddesinin özel bir ölçüyle sıvılaştırılarak mezoterapi tekniği ile cilde uygulanması ile yapılan son zamanların en çok tercih edilen estetik uygulamasıdır. Yapısında sulandırılmış karboksimetliselüloz solisyonunda çözülmüş kalsiyum mikrokürecikler bulunur, el sırtı uygulamaları ve boyun bölgesi iyileştirmede FDA ve CE onaylıdır. 


Kırışıklıkların giderilmesi için uygulanan yöntemler ve ürünler birçok kez genç ve canlı görüntüyü geri kazanmak için yeterli olmaz. Yerçekimine karşı gelmek ve genç bir görünüme yeniden kavuşmak için yüz, gerçek hacime ihtiyaç duyar. Hidroksiapatit'in, uygunlandığı bölgelerdeki hacimi eski haline getirir. Derin kırışıklıklar, çökük ya da sarkık yanaklar yok olur ve doğal yüz konturları geri döner. 

Kalsiyum kristalleri mezoterapik uyarı başlatma özelliğine sahiptir, elastin- kolajen liflerinin yeniden oluşumunu tetikler ve böylece vücudumuzda artan yeni kolajen oluşumu ile hızlı ve etkili cilt iyileşmesi sağlanır. Diğer dolgu maddelerine oranla daha doğal bir görünüm kazanılmış olunur. Kalsiyum kristal ürünü cilde enjekte edildikten sonra anında görünür bir değişme yaratır. Bununla birlikte asıl etkisi haftalar sonra daha iyi hissedilir. Çünkü dolgu enjekte edildikten sonra vücudunuzun doğal kolajen üretimini de aktive eder. Bu da cildinizin daha genç ve ışıltılı bir görünümde olmasını sağlar. 

Kolajen derimize esneklik ve dolgunluğu veren yapı taşıdır. Kalsiyum Hidroksiapatit, kas, kemik, kıkırdak ve deriyi aynı anda yenileyebilme özelliğine sahip olduğundan ‘anti-aging’ özellikte bir dolgu maddesidir. Yapısal bileşenleri kalsiyum ve fosfat iyonlarıdır. Bu maddeler insan dokusunda doğal olarak bulunurlar. Bu nedenle %100 vücuda uyumludur. Kalsiyum kristal dolgu (mineral dolgu) göz çevresinde ve dudaklarda kullanılmaz. 

Burun ve ağız yan çizgilerinin ( nazolabial sulkus) tedavisinde, yüz kemik çukurlukları ve yumuşak doku yetersizliklerinin doldurulmasında güvenle kullanılabilir. 

Kristal içerikli sıvı yüz gençleştirme ile tek seansta çok başarılı sonuçlar alınmaktadır. Cildin yenilenmesini, canlanmasını ve inatçı çizgilenmelerin iyileşmesini mümkün kılan bu tedavinin kalıcılığı kişiden kişiye farklı olabilmekle birlikte ortalama 1.5 – 2 yıl sürebilmektedir. 

Kalsiyum kristallerinin vücuttaki aktifliği 3-4 yıla kadar devam etse de tetiklediği yeni elastin-kolajen yapılanması 8-10 yıl sürebilir. Kanser, felç ve kalp krizi riskini azalttığından, diş ve kemik sağlığını koruduğundan, anemiyi ve kas kramplarını önlediğinden metabolik hastalıklar açısından da koruyucudur.

11 Eki 2022 - 17:08 - Sağlık



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak HABER266 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan HABER266 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler HABER266 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı HABER266 değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yasakların kalkması ve normalleşme süreci kararları doğru mu?